Kitap SpoilerBilgiSanat

Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna

“Kürk Mantolu Madonna”, Sabahattin Ali’nin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Roman, genç bir ressam olan Raif Efendi’nin yaşamı etrafında şekillenir. O’nun Maria Puder adında bir kadına olan aşkını anlatır. Hikaye, onun tesadüfen tanıştığı ve etkilendiği Maria ile olan ilişkisini merkeze almıştır.

Giriş

Kürk Mantolu Madonna”da, Maria ve Raif’in tanışmaları tesadüfi bir şekilde gerçekleşir. Raif , yirmili yaşlarında babasının isteği üzerine gittiği Berlin’de, sanata olan ilgisi sayesinde bir sanat galerisine gider. Galerideki tablolar arasında gezindiği sırada bir sanatçının portresini görür ve tablodaki kadını hiç tanımamasına rağmen platonik olarak ona âşık olur. Tablo, onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır. Raif tablodaki portrenin, Rönesans ressamı tarafından yapılmış “Madonna delle Arpie” isimli tablodaki Meryem Ana (Madonna) portresine benzetir. Tabloya o kadar hayran olur ki, fırsat buldukça tabloyu görmeye gelir; fakat başka gözlerin onu takip ettiğini fark etmez. Artık ritüel hâlini alan bu tabloyu seyretme seanslarından birinde bir kadın onun yanına gelir. Bu kadın, tablonun sahibi olan sanatçı Maria Puder’dir. Maria, Raif’in tabloya olan hayranlığının farkındadır. Raif ise başta onun kendisiyle alay eden biri olduğunu düşünür. Tablonun sahibi ile konuştuğunu öğrenince ise, dünyası bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde değişir.

Maria’nın karakteri Raif’e göre daha dominanttır. Kendisinin bir erkek gibi özgür yetiştiğini, canı ne isterse onu yaptığını anlatır. Hatta Raif’i de çok naif bulduğunu dile getirir. İkisi bu özellikleri sayesinde birbirlerini tamamlarlar ve aralarında uzun süren bir arkadaşlık başlar. Raif, Maria’yı çok sevmektedir; fakat Maria’nın kendisine olan hislerinden pek emin olamaz. Yine de onun her istediğini yapmaya çalışır. İkisi beraber rüya gibi güzel günler geçirirler. Maria, kendini ne kadar zorlarsa zorlasın, kimseyi sevemeyen birisidir. Kimseyle çok yakınlaşmaktan hoşlanmaz. Raif’in ona âşık olduğuna inanması ve hislerine karşılık vermesi oldukça uzun sürmüştür. Hem Raif Efendi hem de Maria Puder, yıllardır aradıkları kişiyi bulduklarını düşünmüşler ve aşka inanmaya başlamışlardır.

Gelişme

Bir gün Raif, babasının öldüğü haberini alır. Türkiye’ye, Havran’a dönme kararı alır. Maria ile burada mektuplaşmaya devam edecektir. Fakat aralarındaki birkaç mektuplaşmadan sonra Maria’nın mektupları kesilir. Raif bunu hayra yormaz ve Maria’nın kendisinden sıkıldığını, vazgeçtiğini düşünür. Raif’in asla bitmeyecek olan kasvetli günleri işte burada başlar. Sevmediği bir kadınla evlenir.

Sonuç

Raif, mektupların kesilmesinden yaklaşık on yıl sonra, Maria’nın bir akrabasını Ankara’da görür. Ondan, Maria’nın kendilerine bir Türkten hamile olduğunu söylediğini ama ismini vermediğini öğrenir. Ayrıca Maria’nın doğum sırasında fenalaştığını, komaya girdiğini ve bir hafta sonra koma hâlinde iken öldüğünü büyük bir üzüntüyle öğrenir. Üstelik Maria’nın mektuplarında sadece “iyi haber” olarak nitelendirdiği gerçeği de o anda öğrenir. On yıl önce Maria, Raif’ten olma kız çocuklarını dünyaya getirdikten bir hafta sonra koma hâlinde ölmüştür.

Raif Efendi, ölümünün yaklaştığını anladığında bu güzel günleri kaydettiği defterinin yakılmasını genç bir iş arkadaşından rica eder. Genç iş arkadaşı da Raif Efendi ile ilgili bu gizemi çözmek ve onu daha yakından tanıyabilmek için defterini okumuştur.

Kitabın ana fikri

Sabahattin Ali, bu kitabını şu sözlerle açıklamıştır:

“Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha mâliktir! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahlûku, anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”

“Kürk Mantolu Madonna”, Sabahattin Ali’nin özgün ve etkileyici diliyle kaleme aldığı unutulmaz bir eserdir. Roman, aşkın, tutkunun ve insanın karmaşık doğasının derinliklerine iner. Aynı zamanda toplumsal normlar ve bireyin iç dünyası arasındaki çatışmayı da ele alır. Okuyucuya unutulmaz bir deneyim sunan bu başyapıt, edebiyat dünyasında önemli bir yer tutmaktadır.

Önemli Alıntılar

Maria’nın gizemli kişiliği ve çekiciliği, Raif’i derinden etkiler ve aralarında derin bir bağ oluşmasına neden olur. Raif’in Maria’ya olan tutkusu, roman boyunca sık sık dile getirilen ve etkileyici olan sözlerle ifade edilir. Özellikle Raif’in Maria’ya duyduğu derin aşkı anlatan cümleler, romanın en ünlü alıntıları arasında yer alır. Bunlardan bazıları şunlardır:

– “Seni seviyorum, Maria. Gözlerimin nuru, ruhumun parıltısı, yaşamımın anlamı sensin.”
– “Seninle geçirdiğim her an, yaşamın bana sunduğu en büyük hazine.”
– “Sen benim için bir madonnasın, bir peri, bir tanrıça. Senin sevgin, benim için her şeyden daha değerli.”
– “Senin varlığın, benim için her şeyin ötesinde bir anlam taşıyor. Seni sevmek, hayatımın amacı.”

Bu sözler, Raif’in Maria’ya duyduğu tutkuyu ve ona olan hayranlığını dile getirirken, romanın duygusal derinliğini ve etkileyici atmosferini pekiştirir.

Bununla birlikte, Maria’nın karakteri de önemlidir ve onun ağzından dile getirilen bazı sözler de dikkat çeker. Özellikle Maria’nın iç çatışmalarını yansıtan ve romanın trajik boyutunu vurgulayan sözler, okuyucunun duygusal bir bağ kurmasını sağlar. Maria’nın kendine dair şu sözleri, bu bağlamda öne çıkar:

– “Ben ne zaman kendim olacağım? Ne zaman kendi hayatımın efendisi olacağım?”
– “İçimdeki çatışmaları anlamak için ne kadar çabalasam da, kendimi kaybolmuş hissediyorum.”

Bu sözler, Maria’nın iç dünyasındaki karmaşıklığı ve yaşadığı çatışmaları okuyucuya aktarırken, romanın temel teması olan insanın içsel yolculuğunu vurgular.

İz Bırakan Bölümler;

“Zaten muhitimden uzak duruşumun, vahşiliğimin bir sebebi de kitaplarda tanıştığım ve benimsediğim insanları muhitimde bulamayışım değil miydi?”

“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için, bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça bir birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”

“Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.”

“İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.”

“Bundan sonraki günlerimin ondan ayrı olarak geçeceğini bir türlü kabul edemiyor, bu ihtimali ciddilikten uzak, gülünç, imkansız buluyordum.”

“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”

“Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazen derin olabilen sevgi değildir. O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki.. Nereden geldiğini bilemediğimiz gibi,günün birinde nereden kaçıp gittiğini bilemeyiz.”

“Herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim.”

 

Önerilen içerikler
BilgiTeknoloji

Encrochat nedir? Suçluların mesajlaşma uygulaması!

BilgiHayatSağlık

“Kanserle Savaşta 6 Güçlü Müttefik: Sofranızda Yer Açın!”

BilgiHayat

Etkili Hedef Belirleme: Geleceğinizi Şekillendirin

BilgiGündem

Sekülerlik Nedir?

Abone olup yenilik ve promosyonlardan haberdar olabilirsin!

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları görüntüle
0
Would love your thoughts, please comment.x